Uzun, yorucu, yüklerle, karmaşayla geçen bir süreçten sonra dört gözle o pazar gününü beklemiştim. O hafta hiç içim içime sığmadı, heyecanla günlerin hızla geçmesini bekledim. Bavulumu günler öncesinden hazırladım, son güne geldiğimde bir kaç eşya çıkardım, birkaç gün için fazlaydı sanki o küçük bavul. Hazırlayacağım bavul için kıyafet seçerken giymediğim şeyler olduğunu fark edip bir kenara koydum başkasına vermek üzere. Benim bavulumun yanında bir bavul daha vardı götürülmesi gereken. Onu da hazırlayıp kapının girişine koydum. Heyecanla beklediğim o gün sonunda gelmişti. Sevdiklerime kavuşma düşüncesi tatile çıkıyor olmak düşüncesinden çok daha fazla anlam içeriyordu benim için.
İstanbul’da olduğum süre boyunca sırt çantam ve ben ayrılmaz bir ikiliydik. Onu İstanbul’da bırakmıştım, çantasız yürümenin, sırtımda bir yük olmadan elimi kolumu sallayarak salınmanın keyfini yaşadım. Gelir gelmez yaptığım şey kolumdaki saati çıkarmaktı, her derse girerken kolumda olmazsa olmazımdı, bir yerlere yetişirken, vapura, dolmuşa binerken anın içinde zamanı hatırlatanımdı. Bir yere yetişmeme gerek yoktu, güneşin ışığı, ayın aydınlığı, gecenin karanlığı yeterdi zamanı bildirmeye, sadece anın içinde tamamen var olmak yeterdi.
Yolculuğum boyunca kontak lenslerimi takmamıştım, uzun süreli yolculuklarda gözlerimin nefes almasına izin vermiştim. Tüm tatil boyunca izin verdim gözlerimin nefes almasına, sadece görmem gerekeni gördüm yakınımda olanı, gözlüğümü taktım ara sıra istediğim zaman çıkarma özgürlüğüne sahip olduğum, neye bakıyorsam güzel olan onu gördüm. Hava karardığında, voleybol maçları yaptığımız sırada bazen göremedim istediğim netlikte, olsun dedim bazen görmezden gelmek gerek bazı şeyleri. Boynumda, bileğimde ne kadar bana ağırlık yapan takı varsa çıkardım, hâlbuki bir sürü takı getirmiştim bir türlü takmaya fırsat bulamadım. Her gün bir tanesini bileğimden, boynumdan çıkardım çünkü deniz alırdı bulduğu her şeyi geri vermemek üzere. Hem güneş yakardı tenimi ve izler oluştururdu. Yeterince silemediğimiz izlerimiz vardı, bir yenisini daha eklemeye gerek yok dedim. Sahile inerken tek bir havlu, bir güneş kremi, bir de kitap yeter dedim, zaten yeterince yük, yeterince eşya taşıyordum. Denize girdiğimdeki o serinliğin verdiği hafifliği, kumda yürürken de hissetmek istedim. Yalın ayak yürüdüm yolda, belki İstanbul’da tüm yüklerimle, ağırlığımla beni taşıyan, yorulan ayaklarımdan dökülsün diye her bir yük. Her bir yük toprağa, havaya karışsın ve hafif bir su damlasına dönüşsün diye.
Sabahları koştum kardeşimle, hareket ettim, yoga yaptık, pilates yaptık beraber, biraz kilo almışım dedi, hafiflesem sen buradayken. Olur dedim, fazla yük bedene zarar. İstediğimiz her şeyi yedik doyasıya, anne yemeğine hayır denebilir miydi? Fazla geldiğini hissettiğimizde bugün biraz daha fazla hareket edelim dedik, yoksa bir ağırlık çöküyordu insana. Planlayacak bir şey yoktu. Her şey o gün konuşulur, ne yapılacaksa o an yapılırdı, bir not defterini taşımaya gerek yoktu. Her sabah denize girilir, her akşam voleybol oynanırdı. Geriye kalan zamanların hepsi bizimdi.
Dilediğim gibi giyindim her gün, biraz fazla yanmışın anlamadan. Hafif şeyler giydim, üzerimde ağırlık yapmasın, acıyan canımı daha çok acıtmasın diye. Bu tatilde çocukluk arkadaşlarımı gördüm, paylaştım, konuştum, güldüm, dertleştim, eğlendim, duygusallaştım. Bu tatilde çocukluk yıllarıma geri döndüm, çocuklar gibi hafif, dertsiz hissettim, sanki her şeyi unuttum kötü ve ağır olan. Bir bu an vardı, geçmişin ve yaşanmışlığın yükünden uzak. Çok uzun süredir bu kadar hafif hissetmemiştim.
O gece son gecemde kumsalda oturduk hep beraber, gökyüzüne baktım İstanbul’da gökyüzü bu kadar parlak değildi, ne kadar da yıldız vardı o gece. Ay ne de güzel yansıtıyordu ışığını denize. O gece ilk defa yakamoz gördüm, sanki denizin içinde mavi mavi parıldayan ateş böcekleri vardı. O gece çok güldüm, anın hafifliğini taa içimde hissettim o gece. Ve ertesi akşam yeniden hazırladım bavulumu, bir diğer bavulu daha aldım benle, içi boştu, hafiflemişti. Saatimi yeniden taktım koluma, ve topladığım saçlarımı açtım, ağırlık yapmasın diye başıma. Ben bu tatilde hafifledim, kurtuldum ağırlıklarımdan…
Gamze





