Yaşamımızda başımıza gelenlerin bir anlamı olduğuna inandım hep. Ne oluyorsa vardır bir hayır. Vardır elbet öğrenmem gereken, görmem gereken bir şey! Belki durmam gerektir, nefes almam sadece, bazen söylemem gereklidir içimden geldiğince, bazen bakmam gereklidir yavaşlayarak, görebilmem için burnumun ucundakini, ne kadar gelirse evrenden mana o kadar yakınımdadır anlam, ne kadar derinse yaram o kadar...
Burgazada’da yoga dersimiz sonlanmıştı. Ülkemizin yaşadığı üzücü durumdan ötürü birleştirici, merkezleyici konular ele alıyordum. Bütünlük konusunu ele aldım bugün! Parçaların bütünlüğü, evrendeki, zincirdeki parçaların bütünlüğüne doğru uzandı. Asanaları gerçekleştirirken aşama aşama parçaları üst üste koyarak, pozun bütününe ulaşmayı anlatıyordum. Beden, zihin ve ruh bütünlüğümüzü bulmanın yolunun yogadan geçtiğini söylüyordum. Bizi birbirimize bağlayan, içimizde hep var...
Teslim olmak olana, öylece kalmak olduğun gibi, bırakmak ne varsa şu an, buraya, sorgulamadan, soru sormadan, bilmeye çalışmadan. Olmaya izin vermek, yapmaya çalışmadan. İki karşıt zıtlık yaratmadan, kalmak, bütünleşmek olduğun yerle… Bakmak sessizce, izlemek, farketmek ve görmek olan biteni olduğu gibi, eklemeden, çıkartmadan, hikayelere dalmadan. Gözlemlemek kendini, bedenini, nefesini. Hissetmek ruhunu, bedenini, nefesini ve kalbinle...
Aslında her yeni günde yeniden doğduğumu anladım, her yeni doğan güneşe uyanabilmek yeni bir günde yeniden var olmaktı; yeni bir gün yeni bir deneyim, yeni bir an, yeni bir olgu, aldığım her nefes yeni. Kaç yaşına gelirsen gel aile sıcaklığına hep ihtiyaç duyulacağını anladım ve kaç yaşına gelmiş olursan ol ailen için hep çocuk kalacağını....
Son yorumlar