Yıl 2014, aylardan Eylül, yine tatlı bir hava İstanbul’da, ılık, hafif esintili ama güneşli, içi ısıtan, kalbe dokunan, üşütmeyen bir hava… İçimiz huzurla dolu, yüzlerde gülümseme, kalplerde hafif bir burukluk, bu bir veda değil, yeniden yeni bir “ben’le” kavuşmak üzere bir hoşçakal… Yeni bir yolun başlangıcı,sonbahar gibi… Yaprakları dökme vakti, alabildiğine kırmızı, turuncu, sarı, hardal her yer… Güneşin ışığı kalplerin ışıltısına karışmış… Bir güç, bir minnet içimizde, bugüne kadar paylaşılanlar, bundan sonra yaşanacaklar ve merakla beklenenler için… Sanki kanat takmışcasına uçuran, ayaklarını yere bastığındaki köklenme hissi kadar güçlü… Çünkü kalbimizdir bizi güçlü kılan…
Siz hiç çok sevdiğiniz, size kardeş kadar yakın olan bir yoginiden ayrı kaldınız mı? Ben kaldım…Eminim ki her birimiz hayatımızın belli bir döneminde sevdiklerimizden ayrı kalmak zorunda olmuşuzdur. Ayrılmak zor gelir, vedalaşmak istemeyiz, hoşçakal demek zor gelir. Çünkü hazır hissetmeyiz kendimizi, keşke gitmese deriz, biraz daha kalsa deriz. Hiçbir zaman hazır hissetmeyiz hoşçakal demeye ama gün gelir veda vakti çatar. İstesek de istemesek de el sallanır, güzel dilekler söylenir. Kimimiz için hoşçakal değil sonra görüşürüzdür. Tıpkı benim için olduğu gibi. Her bir veda yeni bir merhabadır!
Bu sabah uyandığımda çok güzel bir mesaj okudum. Çok sevdiğim, vedalaşırken benden de bir şeyler alıp giden, diğer taraftan gitmesine sevindiğim tatlı yoginiden…Mektup tadında, soğuk günde içimi ısıtan sıcacık çay tadında ısıttı içimi. Gün ve geceleri aynı zamanda yaşamadığımız için haberleşmemiz biraz zorlaşıyordu. Ayrı kalacağımız süre kısa da olsa bana her anlamda yoldaş olan sevgili yoginimden kilometrelerce uzakta olmam ona olan özlemimi artıyordu her geçen gün.
Onu özlemiş olmamın verdiği duygusallıkla süzülüverdi yaşlar gözümden ama üzüntüden değil. Benim hayatımda çok önemli olan kardeşimin ‘‘yolculuğunda’’ her geçen gün kendini keşfettiğini, bir şeyler öğrendiğini, yeni deneyimler edindiğini bilmek gurur verdi bana. Her zaman güzel ruhların güzel şeyler yapacağına inanmışımdır İşte o güzel ruhlardan biri, ‘‘o yolda’’ emin adımlarla yürüyordu. Evet, yoruluyordu, çok fazla fedakârlık ediyordu, bana yazacak bile zamanı yoktu çoğu zaman ama hayat hep böyle değil miydi zaten? O orada, ben burada kalbimize inanıp güçlü olmaya, güzel şeyler yapacağımıza inanıp pozitif olmaya, en önemlisi hayallerimizin peşinden koşmaya devam ediyoruz. Dediğim gibi vedalar hep yeni başlangıçlar sunar bize. Hayatımızın her bir döneminde bu böyledir. Karşımıza çıkan her bir zorluk bize bir şeyler öğretir, her bir başlangıç, her bir veda bir şeyler katar bize. Kalbimizi açıp onu takip ettiğimizde yürüdüğümüz yolda var olan kapıların birer birer açılacağına inanıyorum. Evet, bu yol düz değil, engebeli, virajlı, çakıl taşlarıyla dolu ama ruhumuzda kanatlar varsa eğer düşmeyiz. Her koşula, sonuca açıksak eğer…Zaten bir yogini düşse bile ruhundaki kanatları tutar onu, yeniden kalkar ve yürümeye devam eder. Çünkü kalbidir onun gücü!
Yaşamlarımızın belirli dönemlerinde uzak kalsak da çok sevdiklerimizden, yürüdüğümüz bu yolda yalnız değiliz aslında…Gidiyorsa sevdiğiniz sizden uzağa , bırakın… Sevilen açsın kanatlarını kocaman ve uçsun, kendini keşfetsin! Siz sadece esen ılık bir yaz rüzgarı olun onun için. Merak etmeyin, onun kanatları var ruhunda uçar! Çünkü kalbi onun gücüdür!
Gamze






Ne güzel yazmışsınız. Bu iş ancak sevgiyle olurdu zaten, tüm iyileştirici gücüyle… Yenilerini bekliyoruz.
Teşekkürler… Tüm iyileşmeler sevgiyle gelmiyor mu zaten?
Değil mi hocam 🙂 Severek-inanarak aldığın en basit tedavinin etkisi bile daha bir farklıyken… 🙂 Saygılar.
Make a more new posts please 🙂
___
Sanny