Hep birlikte arabadayız Edremit havaalanına doğru yol almaktayız. Bir an camı açıyorum ve yol kenarında o yabani otların arasında gözüme mor-beyaz çiçekler ilişiyor. Ne kadar da garip, hiç olmadık bir yerde açmışlar, ne kadar da güzeller. Sonra şu geçen 3 haftamın da aynı bu çiçekler gibi olduğunu fark ediyorum. Beklentisiz, doğal, kendi akışında, uyumlu ve...
Nereden başlasam, nasıl anlatsam? Ne orada ne buradayım. Gelsem buradayım, yokken oralardayım. Gitmeyi beklerken daha çok oradayken, buradayken oraya kaymaktayım. Bir tarafta alışmış olduğum bir yer varken. Bir tarafta ise alışmakta olduğum bir yer var. Neresi daha ben? Nerede daha çok kendimi bulmaktayım? Kendimi nerede bulmaktayım? Kendimi bulmakta mıyım? Yoksa hepten kaybetmekte mi? Kendimi bulmak...
İnsan bir şeyleri kaybetmeyince değerini anlamaz derler ya… Doğruluk payı var. Her zaman kaybetmek olmayabilir bu. Belki uzak kalmak, özlem duymak, farklı yollar seçmek de olabilir… İnsan sahip olduklarını hep sonsuz sanar, bazen kıymetini bilmez bile… Bilenler, bilmeyenler için yaklaşık 2 senedir Belçika’da yaşıyorum. Burada yaşamak kendi seçimimdi, evet. Bilenler bilmeyenler için herşey göründüğü gibi...
İstanbul’a indiğimde havaalanına ayak bastığımdan itibaren sanki hiç gitmemiş gibi hissediyorum buradan. Sanki zihnim, tüm benliğim başka bir bene dönüşüyor. Brüksel’deyken ise sanki hep oradayım gibi, alışkın olduğum bir yer, yabancılamadığım, yeni yeni yüzler, konuşulan yeni diller, yeni bir iş ve çalışma arkadaşları… Ama sanki hep orada vardılar. İstanbul’a geldiğimde yüzümde bir gülümseme, bir oh...
Geçenlerde Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası’nda Türkiye-Sırbistan şampiyonluk maçını tribünde izlerken, hatta bütün turnuva boyunca, seneler öncesine gittim. Voleybola başladığım yıllara, maç heyecanına, tie break setine, o servisin kaçtığı ana… Sanki her anı orada ben de yaşadım. İçimde çokça heyecan, biraz hüzün, gurur, özlem, çokça minnet duygusuyla… Benim voleybol hikayem yaklaşık 25 sene önce başlamıştı. Şimdi...
Bizim evimizden yemek, içmek hiç eksik olmazdı. Hele pazar kahvaltısının mutlulukla bir ilgisi olmalıydı. Sadece bugün değil, çocukluğumdan bu yaşıma kadar süre gelen bir gelenek, bir ritüel, bir yuva, bir aile, bir sıcaklık, mutluluktu benim için pazar kahvaltısı. Soframızda olmazsa olmazdı peynir, zeytin, bir çeşitle yetinilmezdi hiçbir zaman. En az iki çeşit olmalıydı, reçelinden, balına,...
Son yorumlar