Tag

özlem
Hep birlikte arabadayız Edremit havaalanına doğru yol almaktayız. Bir an camı açıyorum ve yol kenarında o yabani otların arasında gözüme mor-beyaz çiçekler ilişiyor. Ne kadar da garip, hiç olmadık bir yerde açmışlar, ne kadar da güzeller. Sonra şu geçen 3 haftamın da aynı bu çiçekler gibi olduğunu fark ediyorum. Beklentisiz, doğal, kendi akışında, uyumlu ve...
Bu sabah boynumun diğer tarafı tutulmuş bir şekilde uyandım. Uzun süredir bedenim ve “Ben” sanki karşılıklı bir savaş içindeyiz. Sağlık sorunları, el bileğimde çıkan kist, ona bağlı olarak omzumdaki ağrı… Bu liste uzayıp gidiyor. Belki de 3 senedir, bedenimde sürekli bir iniş çıkış, içimde tam olarak bulamadığım olma hali, sebepsiz huzurlu olma hali, bir süredir...
Nereden başlasam, nasıl anlatsam? Ne orada ne buradayım. Gelsem buradayım, yokken oralardayım. Gitmeyi beklerken daha çok oradayken, buradayken oraya kaymaktayım. Bir tarafta alışmış olduğum bir yer varken. Bir tarafta ise alışmakta olduğum bir yer var. Neresi daha ben? Nerede daha çok kendimi bulmaktayım? Kendimi nerede bulmaktayım? Kendimi bulmakta mıyım? Yoksa hepten kaybetmekte mi? Kendimi bulmak...
İstanbul’a indiğimde havaalanına ayak bastığımdan itibaren sanki hiç gitmemiş gibi hissediyorum buradan. Sanki zihnim, tüm benliğim başka bir bene dönüşüyor. Brüksel’deyken ise sanki hep oradayım gibi, alışkın olduğum bir yer, yabancılamadığım, yeni yeni yüzler, konuşulan yeni diller, yeni bir iş ve çalışma arkadaşları… Ama sanki hep orada vardılar. İstanbul’a geldiğimde yüzümde bir gülümseme, bir oh...
Geçenlerde Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası’nda Türkiye-Sırbistan şampiyonluk maçını tribünde izlerken, hatta bütün turnuva boyunca, seneler öncesine gittim. Voleybola başladığım yıllara, maç heyecanına, tie break setine, o servisin kaçtığı ana… Sanki her anı orada ben de yaşadım. İçimde çokça heyecan, biraz hüzün, gurur, özlem, çokça minnet duygusuyla… Benim voleybol hikayem yaklaşık 25 sene önce başlamıştı. Şimdi...
Çoğu kez her şey çok renkli görünür ? Başarılan her şey çok kolay, her şey olması gerektiği gibi ve yerli yerinde… Pek de bilinmez, yaşamın arka perdesinde olan biten, verilen mücadele… İnsan her şeyi yaşar bu hayatta; mutluluğu, hüznü, acıyı, aşkı, özlemi, hayal kırıklığını… Ve çoğu kez hep o renkli yaşamından bir şeyler paylaşır. Gülen...
Her şeyden biraz kalır demiş şair; “kavanozda biraz kahve, insanda biraz acı, insanda biraz mutluluk…” Hiç bir gidiş beklendik değildir, hep bir özlem bırakır geride. Yaşanan her an dolu dolu yaşanmış olsa da hep bir eksik kalır bir şeyler… Biraz pişmanlık kalır, biraz kızgınlık, biraz acı… Geride kalan her anı, ne kadar çok olsa da,...
Ne zaman istanbulda yağmur yağsa ya da hava bozsa, buralar da bozar, bir deli rüzgar çıkar, deniz suyu bir anda çivi gibi olur. Rüzgar kumu kaldırır, bir toz bulutu belirir bir anda, çamın kurumuş iğneleri, adeta gerçek bir iğne gibi saplanır bedenime. Dışarısı güneşli halbuki, gökyüzü mavi, bulutlar beyaz… İçersine erken gelmiş sonbahar, tüyleri ürperten...
Yaşam küçük şeylerden ibarettir aslında, o küçük şeyler büyür ve kocaman olur. Sen ne kadar sevgiyle yaklaşırsan etrafındaki her şeye, etrafındaki her şey kocaman olur. Küçük bir tohum kocaman ağaçtır, küçük bir gülüş mutluluk, küçük bir bakış anlamıdır hayatın. Küçük kardeş ise kaç yaşına girmiş olursa olsun hep küçüktür ama her şeydir… Ve birkaç satır,...