Teslim olmak olana, öylece kalmak olduğun gibi, bırakmak ne varsa şu an, buraya, sorgulamadan, soru sormadan, bilmeye çalışmadan.
Olmaya izin vermek, yapmaya çalışmadan. İki karşıt zıtlık yaratmadan, kalmak, bütünleşmek olduğun yerle… Bakmak sessizce, izlemek, farketmek ve görmek olan biteni olduğu gibi, eklemeden, çıkartmadan, hikayelere dalmadan.
Gözlemlemek kendini, bedenini, nefesini. Hissetmek ruhunu, bedenini, nefesini ve kalbinle ulaştığın her küçük parçayı: sanki ilk defa hissedercesine dokunduğun toprağın yumuşak ama engebeli halini, sanki ilk defa bir yasemin kokusunu içine çekercesine huzurla, sanki ilk defa kalbinin atışının hızlandığını farkedercesine ürkek ama heyecanla…
Teslim olmak toprağa, çimene, yüzüne vuran güneşe, saçını savuran rüzgara… ve olmak sadece sessizce ama haykırarak, sadece olduğun gibi, şu an, burada!
Gamze





