Lotus çiçeği, karanlığın içinden güneşe uzanan bilge… Çamurun bulanıklığından berrak suya uzanan bir tohum… O balçığın içinden çıkamaz diye sınırlandırdığımız sonsuz güzellik… İnsanoğlunun bitkide vuku bulmuş hali, lotus… Tüm karanlığına, tüm sınırlılıklarına rağmen içsel mücadelesini verip sonsuzluğa, ışıldayan yanına ulaşmış lotus… Nereden mi çıktı bu lotus çiçeği şimdi? Lotus çiçeği çamurun, kirin, suyun içinde yetişen,...
Yıl 2014, aylardan Eylül, yine tatlı bir hava İstanbul’da, ılık, hafif esintili ama güneşli, içi ısıtan, kalbe dokunan, üşütmeyen bir hava… İçimiz huzurla dolu, yüzlerde gülümseme, kalplerde hafif bir burukluk, bu bir veda değil, yeniden yeni bir “ben’le” kavuşmak üzere bir hoşçakal… Yeni bir yolun başlangıcı,sonbahar gibi… Yaprakları dökme vakti, alabildiğine kırmızı, turuncu, sarı, hardal...
Uzun, yorucu, yüklerle, karmaşayla geçen bir süreçten sonra dört gözle o pazar gününü beklemiştim. O hafta hiç içim içime sığmadı, heyecanla günlerin hızla geçmesini bekledim. Bavulumu günler öncesinden hazırladım, son güne geldiğimde bir kaç eşya çıkardım, birkaç gün için fazlaydı sanki o küçük bavul. Hazırlayacağım bavul için kıyafet seçerken giymediğim şeyler olduğunu fark edip bir...
Yorucu, yıkıcı bir o kadar da farkındalıklarla dolu bir kaç hafta geçirdim. Size de öyle olmadı mı? Dolunaydı, tutulmaydı sıcaktı derken bir bakmışım yine yeni kapılar açılmış önümde, yeni farkındalıklar, kalbe giden yolda yine kalple gördüğüm yaşam… Ne zaman durmam gerekse bedenim konuşmaya başlar; ifade edemediklerim boğazımda düğümlenir, kendime yük ettiklerim omzumda ağırlık yapar. Ne...
Burgazada’da yoga dersimiz sonlanmıştı. Ülkemizin yaşadığı üzücü durumdan ötürü birleştirici, merkezleyici konular ele alıyordum. Bütünlük konusunu ele aldım bugün! Parçaların bütünlüğü, evrendeki, zincirdeki parçaların bütünlüğüne doğru uzandı. Asanaları gerçekleştirirken aşama aşama parçaları üst üste koyarak, pozun bütününe ulaşmayı anlatıyordum. Beden, zihin ve ruh bütünlüğümüzü bulmanın yolunun yogadan geçtiğini söylüyordum. Bizi birbirimize bağlayan, içimizde hep var...
Teslim olmak olana, öylece kalmak olduğun gibi, bırakmak ne varsa şu an, buraya, sorgulamadan, soru sormadan, bilmeye çalışmadan. Olmaya izin vermek, yapmaya çalışmadan. İki karşıt zıtlık yaratmadan, kalmak, bütünleşmek olduğun yerle… Bakmak sessizce, izlemek, farketmek ve görmek olan biteni olduğu gibi, eklemeden, çıkartmadan, hikayelere dalmadan. Gözlemlemek kendini, bedenini, nefesini. Hissetmek ruhunu, bedenini, nefesini ve kalbinle...
Aslında her yeni günde yeniden doğduğumu anladım, her yeni doğan güneşe uyanabilmek yeni bir günde yeniden var olmaktı; yeni bir gün yeni bir deneyim, yeni bir an, yeni bir olgu, aldığım her nefes yeni. Kaç yaşına gelirsen gel aile sıcaklığına hep ihtiyaç duyulacağını anladım ve kaç yaşına gelmiş olursan ol ailen için hep çocuk kalacağını....
Bir antropolog gözüyle, bir yogini yorumuyla yazmak istedim bugün gayet naçizane. Balkonumuzun damını hayvan gözlem evine mi dönüştürsem diye düşündüm bu sabah. Bunu bana düşündüren şey iki ağaçkakandı. Evet, evet iki ağaçkakan. Evimizin önündeki geniş, boş arazide upuzun gagalarıyla karınlarını doyuruyorlardı. İçtiğim çayı bırakıp, fotoğraf makinemi elime alıp heyecanla balkona çıktım. Karşımdaki iki ağaç kakanın...
Son yorumlar